İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

KOTO üyeleri beklenti ve önerilerini sundu

Kocaeli Ticaret Odası üyelerinin beklenti ve önerilerinin, milletvekili adayları ile paylaşılacağı toplantıların ilki 21 Mayıs 2015 Perşembe günü saat 11:00’DE CHP Kocaeli Milletvekili adaylarının katılımıyla gerçekleşti.

Kocaeli Ticaret Odası’nın CHP Kocaeli Milletvekili Adaylarına Kocaeli Ticaret Odası üyelerinin beklenti ve önerilerine ilişkin sunduğu dosya;

KOCAELİ TİCARET ODASI ÜYELERİNİN BEKLENTİLERİ & ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

GENEL PROJELER

1- Organize Sanayi Bölgelerinin Ana Arterlere Bağlantılarının Hem Karayolu Hem de Demiryolları ile Yapılması

Kocaeli, Türkiye imalat sanayinin yüzde 13’ünü üreten Türkiye’nin ikinci büyük sanayi kentidir. İzmit Körfezi’nin doğal liman özelliği taşıması sebebiyle bölgede 35 adet liman ve iskele bulunmaktadır. Bu durum Kocaeli’ni bir sanayi kenti yanı sıra, bir liman kenti de yapmaktadır.
Bölgenin lokasyonunun sağladığı avantaja dayalı olarak sanayinin gelişiminin yanı sıra bölgenin ticaret hacmi de yıllar itibariyle artarak gelişmektedir. Nitekim, bu durum Limanlar Geri Saha Demiryolu ve Karayolu Bağlantıları Master Plan Çalışması’nda harita üzerindeki bölgelerin ticaret hacmini gösteren lekeleme çalışmalarında belirgin bir şeklide görülmektedir.

Dolayısıyla kentin artan ticaret hacmini karşılayacak alt yapı ihtiyaçları öne çıkmaktadır. Kocaeli Bölgesi için bir diğer önemli husus; tırların limanlara giriş çıkışlarındaki yoğunluktur. Sadece limanların kapasitesini geliştirmek yeterli değildir. Bu kapsamda limanlarla bağlantılı arka alanların da geliştirilmesi gerekmektedir.

ÇÖZÜM:

• OSB ve limanların demiryolu bağlantılarının sağlanması, limanlardan kaynaklı yük trafiği nedeniyle kara yollarında meydana gelen ciddi tıkanmalara çözüm olacaktır.
• Körfez’deki limanların yoğunlaştığı bölgelerin yakınlarında bulunan ağaçlandırılmamış orman alanları gibi vasıflarını kaybetmiş devlet arazilerinin “tır otoparkı” olarak tahsis edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu yapılanmanın trafik sorununun çözümüne katkı sunacağını değerlendiriyoruz.
• Şehrin güneyinde planlanan Güney Otoyoluna paralel ve tüm bağlantı yolları ile Köseköy-Gölcük-Gemlik güzergahında bir demiryolu hattı da planlanmalıdır. Bu demiryolu hattının güneydeki limanlarla kılçık hat bağlantılarının sağlanması gerekmektedir.
• Master Planda yer üçüncü hat demiryolu yük taşıma sorununu çözemeyecektir. Şehrin kuzeyinde planlanan yüksek hızlı tren hattının, çift hat olarak orta vadede planlanması gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca kuzeydeki bu hızlı tren hattına paralel, sadece yük taşımacılığının yapılacağı bir demiryolu hattının (çift-gidiş/dönüş) da planlanması tıkanıklık sorunlarına daha uzun vadede çözüm olacaktır.

2- İstanbul Metrosunun İzmit’e Kadar Uzatılması (maliyet, trafik, enerji, zaman sorunu)

Günümüzde şehir hatta ülke kavramları klasik anlayışın çok dışında anlaşılmaktadır. Son yıllarda gerçekleştirilen projeler ülke ulaşım ağının gelişmesi ve şehirlerin entegrasyonu adına önemli bir mesafe almamızı sağlamıştır.

Yüksek Hızlı Tren çalışmaları dolayısıyla 2012 yılında seferleri durdurulan Adapazarı Ekspresi seferleri geçtiğimiz günlerde başladı. Hepimizin bildiği üzere gerek İstanbul’dan ilimize gerekse de ilimizden İstanbul’a birçok kişi çalışmak için her gün yol kat etmektedir.

Türkiye karayolu ağında trafik yoğunluğunun en yüksek olduğu kesim Marmara Bölgesi olurken, bölge içinde en yoğun eksen İstanbul-Kocaeli-Sakarya güzergahı olmaktadır. Çünkü hammadde ve nihai ürün bazında İstanbul ile Anadolu arasında yoğun ürün ve trafik akışı vardır. Bu trafik zorunlu olarak TEM otoyolu ve D100 karayolu vasıtasıyla Kocaeli ili üzerinden geçmektedir ve kentin önemli bir transit güzergâhı üzerinde bulunması karayolu yük trafiğini arttırmaktadır. Bu yüzden özellikle İstanbul trafiğinin rahatlatılması ve şehirlerin birbirleriyle entegrasyonunun sağlanması hususunda birtakım başka çözümlere de ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çerçevede ilk olarak, İstanbul metrosunun Gebze’ye kadar uzatılmasının maliyet, trafik, enerji ve zaman konularına dikkat çekmek oldukça önemlidir.
– 5 Vagonlu bir metro aracı tek seferde ortalama 500 kişi taşıyabilmektedir. 06:oo – 24:oo arasında 10 dk. aralıklarla çalışan bir metro aracı olduğu düşünüldüğünde günde ortalama 108 sefer yapılabilir ve toplamda 50.000 yolcu taşınılabilir. Metro durakları ihtiyaca göre 500 mt. – 2 km. mesafe aralıklarıyla konuşlandırılabilir.

– Özellikle Gebze Bölgesi’nde çalışan insanların büyük bir oranı İstanbul’da ikamet etmektedir. Dolayısıyla İstanbul-Gebze ulaşım hattının otobüs ve/veya minibüs gibi toplu taşıma araçları ile aktarma yapma, kalabalık olma ve geç saatlerde ulaşımın zor olması gibi sebepler insanları özel araç kullanmaya itmektedir. Ancak metro ulaşımı; kullanım kolaylığı, fiyat avantajı, emniyetli ve hızlı olmasıyla farkını ortaya koyan bir ulaşım aracıdır. İnsanların otomobilleri ile gideceği bir yolu daha kısa sürede, daha emniyetli ve daha ucuza kat etme imkanı vermektedir. Bu yüzden metronun Gebze’ye uzatılması ile;

o Trafikte günlük yaklaşık 2.000 araçlık bir rahatlama sağlanılabilir.
o Geç saatte Darıca ve Gebze’ye ulaşım yapılabilir.
o İnsanlar yolculuk esnasında kaliteli zaman geçirerek fiziki ve psikolojik yorgunluk en aza indirilebilir.

– Öte yandan daha spesifik olarak çalışan bir kişi günlük 100 dakikalık aylık ise 36 saatlik bir zaman kaybı yaşamaktadır. Ancak rahat ulaşım imkanı ile bu süre en aza indirilmiş olunacaktır.

Bu bağlamda metro hattının İzmit’e kadar ulaştırılmasının alternatif maliyetlerinin iyi araştırılması ve üyelerimize etkilerinin iyi analiz edilmesi gerekmektedir.
4- – Kuzey Anadolu Otoyolu’na Körfez’den Çıkış

Körfez ilçesinin sanayi tesisleri ve limanlarına yapılan yüklemeler için gerekli karayolu ağının kurulması bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Böylelikle, mevcut durumda şehir trafiğini de olumsuz etkileyen ağır vasıta trafiğinin şehir içinden geçişi azaltılacak ve daha yaşanılır bir yerleşim yeri meydana getirilecektir. Bu açıdan otoyola bağlantı yollarının açılmasını olumlu olarak görülmektedir.

Projenin Körfez çıkışının hayata geçmesi ile Kocaeli şehir içi trafiği önemli oranda rahatlayacaktır. İzmit Körfezi’nin birbirine en yakın noktası olan Gebze Dilovası’ndaki Dil Burnu ile Karamürsel İlçesi’ndeki Hersek Burnu arasında yapımı süren köprü sayesinde Gebze ile Yalova arası ortalama 15 dakikaya düşecektir.

3. Boğaz Köprüsü’nü de kapsayan Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul (Kınalı) – Çanakkale – Savaştepe Otoyolu ve İstanbul – İzmir Otoyolu ile birleşecek ve böylece komşu şehirlere ulaşım süresi azalacaktır. Ayrıca köprüden geçecek olan demiryolu sayesinde, Edirne’den İzmit’e kadar şehirlerarası ve şehir içi kesintisiz demiryolu taşımacılığı yapılacak ve bu raylı sistem Marmaray ve İstanbul Metrosu ile entegre edilerek Atatürk Havalimanı, Sabiha Gökçen Havalimanı ve yeni yapılacak 3. Havalimanı da birbirine bağlanacaktır.

4- Stratejik Teşvikler için belirlenen 50 Milyon TL’lik Sınırın Kaldırılması

(15.06.2012 tarihli ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki uygulamaların stratejik yatırımlar bölümündeki asgari yatırım tutarının 50 milyonun üzerinde olması).
Amaçlandığı gibi ithalatın önünü kesmek için verilen ve yürürlükte olan Stratejik Yatırım Teşviklerini çok önemsiyoruz. Ancak; asgari yatırım tutarının çok yüksek olmasından dolayı firmalarımızın büyük çoğunluğunun bu teşvikten yeteri kadar yararlanamamaktadırlar.
Nitekim oluşan tabloda; 13 yatırımın 2’si için 2012’de, 10’u için 2013’te, sadece 1’i için de 2014’te belge düzenlenmiştir.
Yatırım değerine bakıldığında; 2012 yılında teşvike bağlanan 2 yatırımın tutarı, 6,7 milyar lira; 2013 yılında 10 yeni teşvik yatırım tutarı, 6,3 milyar lirayı ve 2014 yılındaki yatırım değeri ise 117 milyon lira olan tek bir yatırım teşvike bağlanmıştır.

ÇÖZÜM: Sanayiciler için önemli olan stratejik teşviklerden kısıtlı ölçüde yararlanılabilmektedir. Firmaların stratejik yatırımları asgari katma değeri sağlamış olsa bile, asgari yatırım tutarının 50 milyon TL’nin üzerinde olması, yatırımların önünde engel teşkil etmektedir. Stratejik yatırımlarda öngörülen 50 milyon TL alt sınırının çok yüksek olduğunu düşünüyoruz. Bu sınırın aşağıya çekilmesini talep ediyoruz.
5- Kentsel Dönüşüm

Kentsel dönüşüm çalışmaları, modern batıdan uzak doğuya dünyanın her tarafında kamu yöneticilerinin hassasiyetle üzerinde durdurduğu yaşamsal bir meseledir. Bu anlamda kentsel dönüşümü; kentte mevcut mekan ve meskenlerin gerek taşıdığı riskler ve gerekse ürettiği toplumsal faydanın giderek azalması nedeniyle daha konforlu bir yaşam sağlayacak şekilde yeniden tasarlanması ve nihayet buna bağlı olarak dönüştürülmesi şeklinde tanımlamak mümkündür. Kentsel dönüşüm, kapsamlı ve bütünleşik bir vizyon ve eylem olarak, bir alanın ekonomik, fiziksel, toplumsal ve çevresel koşulların sürekli iyileştirilmesini sağlamaya çalışmaktır.

Buradan hareketle kentsel dönüşüm çalışmalarının çok yanlı ve çok taraflı olabileceğini ifade etmek gerekir. Zaten deneyimlediğimiz kadarıyla kentsel dönüşüm konusunda birbirinden farklı yaklaşımlar mevcut olduğu gibi; yerel idarelerden, merkezi yönetim temsilcilerine, mesleki kuruluşlardan, kent sakinleri ve tüccarlara kadar birçok taraf kentsel dönüşüm nedeniyle ya bir araya ya da karşı karşıya gelmek durumunda kalmıştır.
Kocaeli yüzölçümü bakımından küçük olmasına rağmen en yoğun ikinci şehirdir. Özellikle kentimizde merkez üssü olarak yaşanan hem yapılarda hem yaşayanlarda derin izler ve tahribatlar bırakan deprem felaketi böyle bir dönüşümün gerekliliğini oluşturmaktadır. Bu açıdan Kocaeli için kentsel dönüşüm adına bazı önerilerde bulunulmaktadır.

• Kentsel dönüşüm ile birlikte gerek mevcut yapı stoklarının dönüştürülmesi gerekse de yeni yapıların yapılmasında yayılma yerine yukarı doğru çıkma daha fazla kullanılmalıdır.

• Yapı stokundan bahsederken ülkemiz ve ilimizin deprem görmüş kötü yapı stokundan kurtulabilmesi için kentsel dönüşümün daha uygulanabilir bir modelde olması gerektiğine dikkat çekmek istiyoruz.

• Bu konudaki önerimiz adanın tümü olma şartı aranmaksızın 1500 metre kare olan tüm araziler üzerinde %30 oranında eski yapılanma var ise dönüşümde artı 2 kat, eğer %50 eski yapılanma varsa artı 3 kat izni verilmesidir.

• Ayrıca eğimli arazilerdeki kot farkından dolayı yapılan bölümlere bağımsız iskan verilmesi de başka önemli bir önerimizdir.

• Bunun yanı sıra ekonomik projelerin kamu tarafından finanse edilmesi yerine özel sektöre hasılat paylaşımı kat karşılığı veya yap-işlet-devret modeli ile verilmesi önem arz etmektedir.
6- Kocaeli Sağlık OSB

3 milyar nüfusu çevresinde barındıran ve ideal bir destinasyon merkezi olan Marmara Bölgesi’nde, gelişmiş kara, deniz ve hava yoluyla ulaşımına sahip 1100 dönümlük bir arazide ülkemize yılda en az 3 milyar $’lık ciro yaptıracak bir sağlık kompleksi kazandırmak için ortaya koyduğumuz proje belli branşlarda uzmanlaşmış kendi içinde bağımsız hastanelerin hem yatırımını hem de işletmelerini uluslararası düzeyde yapabilecek imkan ve kabiliyete sahip, kurum, kuruluş ya da grupların yapacağı hastaneler ve diğer müştemilatlar kompleksidir.

Bölgeye kazandıracak katma değerin dışında olası bir Marmara depreminde zemin sağlamlığı hava ve deniz ulaşım imkanları nedeniyle başta İstanbul olmak üzere Marmara depremzedelerinin hizmetinde olacaktır. Totalde ayda ortalama 25 bin yılda 300 bin yurt dışı hastası, hasta başı ortalama 10.000 $ harcama olacak ve yıllık toplam 3 milyar $ döviz girdisi olacaktır. Bununla birlikte sağlık kurumlarında 6000 nonmedikal birimlerde 4000 olmak üzere toplam 10.000 nitelikli insana istihdam alanı sağlayacaktır.

7- Organize Ticaret Bölgelerinin Kurulması

Yüksek ekonomik potansiyeli olan sektörlerin verimliliğini artırmanın yanısıra dağınıklığa son vermek ve yaşanan kentsel sorunlara bir çözüm üretmek için Organize Ticaret Bölgeleri kurulmalı, var olan ticaret bölgelerinin ise geleceğe hazırlanılarak marka değeri yükseltilmeli ve içinde çalışmaktan keyif alınan, bu motivasyonla ülkemize katma değer yaratan mekanlar haline getirilmesi sağlanmalıdır.

Bu çerçevede Kocaeli’nin gelecek vizyonuna katkı sağlayacak bu projede organize sanayi bölgemizin planlı büyümesi, yatırımların ihtiyaca göre planlanması, hizmetlerin hızlı ve etkin sürdürülebilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca öncelikli olarak otomotiv, makine, yapı malzemeleri ve gıda sektörlerine yönelik inşa edilecek yeni ticaret bölgelerinde yüksek standartlı çalışma ve ticaret koşulları, ferah ve kaliteli mekanlar olmalıdır.
Ticaret Bölgeleri cafe, restoran, büfe, eczane, turizm acentesi, fotoğraf atölyesi, banka şubeleri, finansal kiralama, ürün showroom’ları, araç kiralama, baskı merkezi, gayrimenkul firmalarının hizmet verebileceği şekilde konumlandırılmalı, böylelikle sanayi bölgeleri sadece çalışılan bir alan olmaktan çıkararak sosyal bir yaşam alanına dönüştürülmelidir.

Ayrıca teknoparklar geliştirmeyi sadece üniversitelerin tek başına yapacağı bir iş olmaktan çıkarıp, teorik bilginin teknolojiye dönüşmesi sürecinde sanayicinin mutlaka daha fazla inisiyatif alması sağlanmalı, buna göre özellikle OSB’lerin içerisinde teknoloji geliştirme bölgeleri kurulmalıdır.
Bir başka önemsediğimiz nokta, teknoloji düzeyini yükseltmek, üretimde kendi markasını, kendi tasarımını oluşturabilmek için kamu, üniversite-sanayi iş birliğini daha da artırmaktır. Bölgemizde Gebze Teknik Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi sınırımızda Sabancı Üniversitesi başta olmak üzere ve diğer tüm bilimsel araştırma kurumları (TÜBİTAK, TSE…) ile koordinasyon oluşturulması konusunda adımlar atılmalıdır.

Son olarak, lojistik destek birimleri ve ana ulaşım güzergahlarına yakınlıkları ile büyük kolaylıklar sağlayacak Organize ticaret bölgeleri, organize sanayi bölgelerine verilen kamulaştırma yetkilerine de sahip olacak şekilde planlanmalı ve konumlandırılmalıdır.
8-Yatırım Teşvik Sistemi ve Kamu Destekleri

Kişi başına milli gelir verilerinin bölge bazında tutuluyor olması, hem iller arasında hem de iller içindeki ilçeler arasında adaletsizliklere yol açmaktadır. İlçeler, merkezlere kıyasla sosyo-ekonomik açıdan daha geridedir. Ancak mevcut sistemde aynı teşvik düzeyinde yer almaktadırlar. Artık ilçe bazında da teşvikler farklılaştırılmalı. Örneğin, İngiltere’de teşvikler posta kodu bazında verilmektedir. Bu sayede teşviklerin daha etkin kullanılması bölgesel farklılıkların giderilmesinin yanında ilçeler arasında farkların da giderilmesi önem arz etmektedir. Örneğin, Kandıra ilçemiz gelişmişlik bakımından geride olmasına rağmen Kocaeli 1. bölgede yer aldığından özellikle tarımsal desteklerden yararlanamıyordu.
Geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz girişimlerle bu desteğin Kandıra ilçemize verilmesine katkı sağladık. Bunun devamının gelmesi gerekliliğine inanıyoruz.

9- ‘Kongre ve Turizm Kenti’ Kocaeli

Coğrafi konumu, tarihi ve kültürel zenginlikleri, gelişen alt yapısı ve turizm potansiyeli ile Türkiye bu sektör için cazibesi her geçen yıl artan bir ülke konumuna gelmektedir. Kocaeli’de ülke ekonomisine sanayi ve ticareti ile verdiği katkının yanı sıra barındırdığı turizm potansiyeliyle de ön plana çıkmaktadır. Bu potansiyeli çeşitli vesilelerle kazanca dönüştürmek, ilimizi bilinirliğini artırmak ve ilin entelektüel kapasitesine katkıda bulunmak üzere Kocaeli’nin bir fuar ve kongre merkezi olması gerektiğini sık sık dile getiriyoruz.

Anadolu yakasında fuar merkezinin olmaması Kocaeli için oldukça avantajlı bir durumdur. KOTO olarak düzenlediğimiz ve/veya SANTEK, DOMİF ve İdeal Ev, Evlilik ve Konut Fuarı’nın yanı sıra Ekim ayında İNTEMAK’15 (Doğu Marmara Yapı Teknolojileri ve Ürünleri, İnşaat Makineleri Ekipmanları, Makine ve İş Makineleri İhtisas Fuarı) fuarımızı gerçekleştireceğiz.
TİCARİ HAYATI ETKİLEYEN SORUNLAR
VE
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
1-KDV İadelerinin Vergi Dairelerince Geç Sonuçlandırılması

Odamız üyesi olan ihracat yapan işletmelerin yapmış oldukları ihracattan doğan Katma Değer Vergisi alacaklarına ilişkin geri ödemelerin oldukça uzun bir zamana yayılması nedeniyle (bir seneye yakın), üyelerimize gereksiz finansman maliyeti yüklenmektedir.

Üyelerimizin büyük bir bölümünün küçük ve orta ölçekli işletmeler olması sebebiyle firmalar bu uygulamadan olumsuz yönde etkilenmektedir. Süreci kısaltmak ve 2023 yılı ihracat hedeflerine ulaşılması adına konu ile ilgili Maliye Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulması elzem görünmektedir.

2- Türk Eximbank ve KOSGEB Kredilerinin Kolaylaştırılması

Genel finansal birimlerin sektörün sıkıntılı dönemlerinde kredilendirmede çok sıkı tedbirler uygulamaları sonucu finansal olanakların kullanımında zorluklar yaşanmaktadır.
Bu konunun aşılabilmesi için Eximbank ve KOSGEB kredilerinin arttırılarak yaygın şekilde kullanımının sağlanması gerekmektedir. Kredi prosedürünün basitleştirilmesi de finansal problemlerin çözümü için bir gereklilik olarak görülmektedir.

Ülkemiz Dünya Bankası İş Yapma Araştırmasında 189 ülke arasında krediye ulaşabilmede 89. sırada yer almaktadır. Krediye ulaşabilme endeksinde ilk 20’de olmamız gerekmektedir. Bu konuda KOTO olarak önerimiz; KOBİBES.
Bireysel emeklilik sigortası gibi KOBİ’ler için birikim ve finans kaynağı olan sistemin avantajlı olacağı kanaatindeyiz.

3- MÜ-YAP Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliğinin Denetimleri

Restoran, kafe, bar, pastane gibi umuma açık işletmelerle birlikte kuaför salonları, konfeksiyon, kırtasiyeler gibi işletmelere müzik sektörü meslek birlikleri tarafından ani ziyaretler yapıldığı ve iş yerlerinde televizyon veya radyodan müzik yayını olduğu takdirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu gereği, cezai işlem uygulandığı öğrenilmiştir.

Sürekli müzik yayını yapılmayan, normal televizyon veya radyo yayınının açık olduğu iş yerlerinin bu kadar yüksek telif ücreti ödemesine tabi tutulması, hatta herhangi bir uyarı yapılmadan doğrudan cezai işleme maruz bırakılması, üyelerimizin mağduriyet yaşamasına neden olmuştur.

Müzik Meslek Birliklerinin tek çatı altında toplanarak, ülke, bölge ve hatta illerin ekonomik durumları baz alınarak ortak ve makul seviyede oluşturulan fiyat tarifesi ile söz konusu bedellerin ödenmesi ancak mümkün olabilecektir. Bu nedenle ilgili meslek örgütleri nezdinde Bakanlığımızca gerekli girişimlerin yapılması beklenmektedir.

4- Tacirlerin Vize ve Pasaportları Hakkında

Tüccarın vize problemi; mallar serbest dolaşımda, olan tüccar vize almak zorunda olduğunda kendisi yurtdışına gidemiyor. Belli miktarda cirosu olan ve ihracat yapana yeşil pasaport verilebilir. Kriterleri belirlenmek üzere ticaret ve sanayi odası üyelerine yeşil veya eşdeğer pasaport verilebilmesi ile ilgili çalışmaların yapılması konusunda üyelerimizden yoğun talep gelmektedir.
Özellikle AB hukuku bağlamında malları serbest dolaşan iş adamlarımızın, bazen farklı ülkelerden çeşitli gerekçelerle vize alamadıkları bilgisi tarafımıza iletilmektedir. Bu sorunun aşılması adına, Bakanlığımızın önderliğinde, yüksek miktarlarda ihracat yapan iş adamlarımızın yeşil pasaport edinebilmesi için gerekli kolaylıkların sağlanması ve yasal düzenlemelerin yapılması beklenmektedir.

5- Vergi Ödemelerini Aksatmayan İşletmeler İçin Ödüllendirme Sistemi

Bilindiği üzere, kamu yatırımlarının en büyük kaynağını veri verenlerden alınan vergiler oluşturmaktadır. Kamu hizmetlerinin vatandaşlara etkin bir şekilde ulaştırılması, gelecek nesillerin daha müreffeh bir hayat sürebilmeleri adil ve etkin vergi sistemi ile mümkün olabilmektedir.
Bu kapsamda vergisini zamanında ve eksiksiz yatıran firmalarımız için bir ödüllendirme sistemi getirilmesinin, diğer mükellefler için de teşvik edici bir uygulama olacağı kanaatindeyiz.
Bu anlamda; Belirli süreler dikkate alınarak, yine belirli oranlarda indirim yapılarak bir teşvik sistemi getirilebilir:
Örneğin;
• 5 yıl düzenli ödeme yapanlara %2 indirim ve yeşil pasaport verilmesi,
• 10 yıl düzenli ödeme yapanlara % 4 indirim,

6- Kocaeli Üniversitesi’nde Okuyan Yabancı Öğrencilere İhracat Yapan ve Yapmak İsteyen Firmalarımızda İstihdam Edilmek Üzere Uzun Dönemli Çalışma İzni Verilmesi

Türkiye’deki işletmelerin %99,76’sı KOBİ’lerden meydana gelmektedir. KOBİ’lerin uluslararası pazarlara açılması için kullanacağı geleneksel yöntemler (Yabancı dil bilen personel istihdamı, danışmanlık hizmeti, pazar araştırması ve müşteri bulma) KOBİ nitelikleri için oldukça maliyetlidir.
Bu yüzden hedef pazarları tanıyan, yabancı dil sorunu olmayan ve bölgedeki muhtemel ithalatçılarla etkileşim içinde olan uluslararası öğrencilerin KOBİ’ler bünyesinde istihdam edilmesi firmaların maliyetlerini düşürecek bir uluslararası pazarlama yöntemi olarak kullanılabilir. Bunun için yarı zamanlı çalışma izni olan öğrencilere tam zamanlı çalışma izinleri çıkartılması ve bu öğrencilerin koordinasyonu için odalarla üniversiteler arasında iş birliğine gidilmesi gerekmektedir.

Kısa vadede KOBİ’lerin dış ticarete başlamasını kolaylaştıracak bu uygulama, uzun vadede ise, ülkesine dönen öğrenciler vasıtasıyla KOBİ’lere doğal uluslararası sosyal ağlar oluşturmuş olacaktır.

7- Yazılı Çeklerden Dolayı Kara Listeye Alınmış İşletmelerin Kayıtlarının Tekrar Düzeltilmesi

Ticari itibarlarını düzeltmek için 10 günlük süreyi geçirmiş olsalar dahi, sicillerini düzeltebilme yolu açılmalı ve yasal zemine oturtulmalıdır.
Çekin, karşılıksızdır şerhi vurulmasından itibaren 10 günlük süre geçirilerek ödenmesi halinde, negatif kayıt düşülmesi, ticari hayata etkileyen uygulamalardan biridir. Kara listeye girmeye sebep olan işlemlerin ortadan kalkması halinde, sicilin temizlenmesini sağlamak, ticari hayatı canlandırıcı etki oluşturacaktır.

Buna ilave olarak ülkemizde;

Yeni şirket kurmak, firmaya şube açmaktan daha kolay ve ucuz. Şube açma işlemleri kolaylaştırılmalı ve daha düşük ücretli olmalıdır.

E-imzalı dokümanlar kamuda kabul edilmiyor; ayrıca ıslak imzalısı isteniyor.

Tebligat Yönetmeliğinde 2011 yılında de dahil edilen değişiklikler kamu ve resmi kurumlarda da uygulanmalıdır. İdarenin alışkanlık ve diğer çekincelerinden dolayı geleneksel yollar tercih edilmemelidir. Kurumlar arasında özellikle ticareti geliştirecek bilgi belge ve çalışmaların ulaşımı ve kullanımı kolaylaştırılmalıdır. Noter harçları ile ilgili iyileştirme çalışması yapılmalıdır.

8- Girişimci Sayısının Artırılması

TOBB’un sadece 1,3 milyon üyesi olduğunu gözardı edip Türkiye’nin girişimci oranını yüzde 8,6 oranını kabul ederek 26 milyonluk çalışan nüfusun 2,2 milyonunu girişimci olarak sınıflandırsak bile Türkiye’nin yüzde 11,7’ye gelebilmesi için 800 binin üzerinde yeni girişimci yetiştirmesi gerektiği gibi çarpıcı bir sonuca varırız. Türkiye’nin önündeki zorlu yol çok açık: Önümüzdeki 40 yıl boyunca toplam 1 milyona yakın yeni girişimci yetiştirip istihdama her yıl ortalama 375 bin eklemek.
Peki girişimciliği artırmak için ne yapmak gerekir?
• Üniversitenin tüm programlarında planlama, zaman yönetimi, ekip çalışması, iletişim, teknoloji okuryazarlığı, bilgiye ulaşım gibi beceri ve yetkinliklerin geliştirilmesi gerekir.
• Üniversitede formel bir girişimcilik (diploma) programı bulunmalı.
• Girişimci olmak isteyen tüm üniversite mensuplarını (öğrenci, öğretim üyesi ve idari personel) destekleyen üniteler açılmalı
• Toplumun tüm mensuplarına açık girişimcilik programları oluşturulmalı.
• Üniversitenin kendisi bir girişimci gibi hareket etmeli.

9- Denetimlerde Keyfi Uygulamalar

İşyerlerinin denetlenmesinde müfettişlerin çoğu zaman kanun dışına çıkarak keyfi uygulamaları yapması ticaret erbabı için sorun teşkil etmektedir.

Türkiye küresel rekabetçilik sıralamalarında tipik bir orta gelirli ülke konumunda yer almaktadır. Dünya Ekonomik Forumu 2014 Küresel Rekabetçilik Endeksinde 44. sırada, Dünya Bankası’nın İş Yapma Kolaylığı sıralamalarında 55. sırada yer almaktadır. Sermeye akışı ve yatırımların gelebilmesi için güven ortamının oluşması ve standartların belli olması önem arz etmektedir.

10- Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri

Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin karşılaştıkları problemlerin ele alınması çözümlenmesi gerekmektedir.
Tüketici Hakem Heyeti üyeleri tarafından incelenmesi gereken dosya sayısının fazla olmasından dolayı dosyaların ayrıntılı olarak incelenmediği düşünülmektedir. İl ve ilçelerde bulunan Hakem Heyetlerindeki teknolojik eksiklikler olması nedeniyle problemler yaşanmaktadır.

Hakem Heyetlerinde kullanılan TÜBİS (Tüketici Bilgi Sistemi) programının yavaş olması ve giriş yapılan bilgilerde eksiklikler olmaktadır. Tacirlerin ürün ve hizmet satışı öncesi, satış anında ve satıştan sonra müşteriye karşı yükümlülüklerin tam olarak bilinmediğinden dolayı tacirler haklı oldukları konuda kanun karşısında haksız konuma düşmektedirler.

11- Mahkeme Kararlarının İşveren Aleyhine Olması

Çalışanların kendi istekleri doğrultusunda işi bıraktıkları halde devreye giren avukatlar aracılığıyla haksız yere davaların açılması ve işveren aleyhine verilen kararlar firmaları zor durumda bırakmaktadır.

İşverenin sunduğu belgelere itibar edilmemesi çalışan tarafından gösterilen iki şahidin şahitliğine göre kararların verilmesi, farklı sektörlerde ülke ekonomisine katkı sağlamaya çalışan işverenlerimizi fazlasıyla mağdur etmektedir. Geçmişten gelen mahkemem kararlarının oluşturduğu teamül ile ‘nasıl 9olsa kazanırız’ düşüncesi, işveren aleyhine açılan davalar iş hayatını tehdit eder duruma gelmiştir. Bu nedenle, başta tazminat davalarına konu olan işveren aleyhine açılan davalarda işverenlerin mahkemelere sunduğu tüm delil ve belgelerin dikkate alınması ve işverenlerin haklarının korunması için gerekli her türlü yasal düzenlemelerin yapılması önem arz etmektedir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın